Hiç Unutmadılar

97 yıl sonra Sevr’i iyi okumak ve anlamak lazım!

Sevr Antlaşması Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasında 10 Ağustos 1920’de imzalanmış bir antlaşma idi. Savaş bitmiş ve birçok ülke ile antlaşmalar imzalanmıştı ama karşımızda ki İtilaf Devletleri Osmanlıyı aralarında nasıl paylaşacaklarına karar veremedikleri için; Osmanlı ile yapılacak antlaşmayı bir sürü uzatmışlardı. Sevr tarihimizde Osmanlının imzaladığı son antlaşma ve bir kara lekedir. Savaş sonrası yapılan bu antlaşma bir toplumu bulunduğu coğrafyada silme çabasının itirafı olmuştur.

4 Eylül Sivas Kongresi sonrası Osmanlı Hükümeti ülke üzerindeki denetimini kaybetmişti. 23 Nisan 1920 de Mustafa Kemal Paşa önderliğinde kurulan Ulusal Direniş-Anadolu Hükümeti hiç bir şartta bu antlaşmayı zaten kabul etmeyeceğini bildirmişti ve Kurtuluş Mücadelesi de devam ediyordu. Sonuç olarak Sevr maddeleri hiç uygulanmamış, Kurtuluş mücadelemiz Lozan ile taçlanmıştır.

Sevr; bir yok oluş, silinme ve çöküşün belgesi olarak tarihimizde yerini almıştır. . Bu antlaşma sadece Türkiye için değil, bütün dünya için ibret alınacak bir belgedir. Lozan Antlaşması ile bütün hükümleri sona ermiş olsa da o zamanki İtilaf Devletleri bu emellerini yıllardır hayata geçirmek için bu coğrafya da oyunlarına devam etmişlerdir. Sevr’e olan itiraz ve baş kaldırış ile bitti denilen Türk Ulusu Emperyalist güçlere karşı o müthiş Kurtuluş Mücadelesini vermiş ve yeniden doğmuştur.

Hiçbir zaman gerçekleşmeyen ama emperyalist güçlerce ve onların maşalarının hayallerinde daima diri tutulan Sevr’i günümüzde uygulamak için çok yoğun bir çaba sarf edilmektedir… Ülkemizin ulusal birliğine ve dirliğine yıllardır emperyalizm ve onun iç-dış maşaları tarafından aleni yapılan saldırılar hep Sevr’i Hiç Unutmadıklarından kaynaklanmaktadır. Bugün FETÖ/PDY, PKK, PYD, İŞİD birer emperyalist kukla amaç ise Sevr ile çizilen parçalanmış Türkiye Cumhuriyeti topraklarıdır.

15 Temmuz da yaşadığımız emperyalizmin güdümünde gerici darbe girişimi ve sonrasında yaşanılanlarda hep Sevr maddelerine ulaşmanın azminden başka bir şey değildir. Türk Silahlı Kuvvetlerinin getirildiği durum yine bu antlaşmanın bir maddesidir.

Bugün maalesef çok yandaş bulan farklı isimler, farklı tanımlamalar ile Ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar hep parçalanma üzerinedir.

Sevr’in ne anlama geldiğini unutmak demek yeni Sevr dayatmalarına zemin hazırlayacaktır. Atatürk’ün Gençliğe hitabesinde Sevr’in tüm maddelerini okuyabiliriz. Ama Türk İstiklal ve Cumhuriyeti’ni kurtaracak kudret sadece Türk gençliğinin değil tüm ulusun damarlarındaki kanda aktıkça boyun eğmek asla söz konusu olmayacaktır.

Sevr’in imzalanış kara günü üzerinden 97 yıl geçti ama uygulama azimleri asla bitmedi. Tarihimize dönüp bakmadan geleceğe bakmanın yararı olmayacaktır. Türk Ulusu tüm dayatmalara rağmen yeniden şahlanmayı bilen bir ulustur.

Bu özgürlük meşalesinin yakıldığı Şehir Samsun’dan bir defa daha Türk Ulusuna seslenmek isterim. Bir Sevr Antlaşmasına bakın ve iyice sindirin; sonra oynanan oyunları daha iyi anlayacaksınız.

Sevr bize yokluğu, Sevr bize ihaneti, Sevr bize bu toprakları terki, Sevr bize biat etmeyi, susturulmayı, anlatmaktadır… Sevr aslında bugünkü Türkiye’yi dün olduğu gibi bugün de bölüp – kesip savurmaya çalışanların kirli, çok kirli hikâyesini haykırmaktadır…

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X