Eyvah! Çocuğum İlkokula Başlıyor

Çocuğun ilkokula başlıyor olması büyük bir karmaşanın da başlangıcıdır aslında. Önce çocuk için harika bir öğretmen aranır. Bu öğretmenin çalıştığı okula çocuğun kaydı yaptırılır ve ardından çocuk bu öğretmene verilmeye çalışılır. Hemen hemen tüm veliler bu süreci bilirler ve gayet doğal karşılarlar.

Aslında ilkokulda her öğretmenin bir yaşam kalıbı vardır. Kimisi daha rahat davranmayı sever. Kimisi de daha disipline şekilde ilerler. Veliler çocuklarını genelde akademik başarıya götüreceklerine inandıkları öğretmenlere vermek isterler.

Peki, öğretmen seçimi nasıl olmalı?

Bunun cevabı aslında çocuğunuzda saklıdır.

Çocuğunuzu ne kadar iyi tanırsanız ona uygun öğretmeni de o kadar kolay bulursunuz.

Eğer sanatsal ya da sportif bir çocuktan bahsedersek onu alıp akademik takıntısı olan bir öğretmene verirseniz bu hata olur. Çünkü çocuğun yaşama bakışı ve beklentileri ile öğretmeninki uyuşmayacaktır. Buradan bize mutlu bir çocukluk çıkmaz.

Ayrıca odasını bile toplamayan bir çocuğa saatler boyu ödev yapmasını bekleyen bir öğretmen düşerse her akşam aile boyu, çalışma masasında gecelersiniz.

Naif karakterli bir çocuğu sert ifadeler kuran bir öğretmene asla vermemelisiniz.

Karşılaştırma yapan ve yarışmacı öğretmenlerin öğrencileri de acımasız olur. Arkadaşlarına sert ifadelerle yüklenirler. Çocuğunuzun ileride nasıl bir insan olacağına, nasıl arkadaşlıklar kuracağına ve nasıl bir evlilik yürüteceğine işte tam burada karar veriyorsunuz.

Bence çocuğunuzun öğretmeni biraz güleç olsun.

İletişimi iyi olsun.

Yeniliklere açık olsun.

Sizi ve çocuğunuzu dinleyebilsin.

Gerektiğinde çocuğa da size de güzel ifadelerle isteklerini anlatabilsin.

Kuralları olsun ama kurallar adına çocuk ruhunu ezmesin.

Çocukların hayatlarının baharında birer çiçek olduklarının farkında olsun.

Ve çocuğunuz tatillerde ayrı kaldığında “Öğretmenimi özledim.” cümlesini kuracak kadar sevgi dolu olsun.

Akademik başarı sevgi dolu ortamlarda kendiliğinden gelir.

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X