Dili Sivri, Kalemi Keskin Bir Şair: İsmet Top

Şiir dünyasında ilk tanıdığım kalemlerden biridir İsmet TOP, Güncel konuları işleyen ve her konuda söyleyecek bir şeyleri olan iyi bir hececidir kendisi.

1954 yılında Samsun’da doğdu. 1967 yılında okul yıllarında başladığı şiir yaşamına hiç ara vermeden bu güne kadar sürdüren, şiir yarışmalarına pek sıcak bakmasa da girdiği tüm yarışmalardan derece ile dönmüştür. Şiirleri çeşitli edebiyat ve sanat sitelerinde yayınlanmaktadır.

Uzun zamandan beri yerel gazetelerde köşe yazarlığı da yapan şair aynı zamanda sitemizde de köşe yazarlığı yapmaktadır.

Zaman zaman serbest tarzda şiirler de yazan şair, genelde hece şiirleri yazmaktadır. Konu içeriği olarak siyasi ve politik şiirlere ağırlık verse de toplumun sosyolojik yapısını da işleyen şiirleri mevcuttur.

Şair İsmet TOP’un yayınlanmış dört şiir kitabı vardır.

Hoşça kal ( 2010 basımlı)

Mavinin Özlemindedir Zaman (2012 basımlı)

Kurtuluş Destanı ( 2012 basımlı)

Bir Tutam Mutluluk (2018) basımlı

1998 yılından beri emekli olan şair İsmet TOP, Samsun Şiir Akşamlarının aranan bir şairidir.

Şimdi sizlere, Şair İsmet TOP’un son kitabı “Bir Tutam Mutluluk” isimli kitabından birkaç şiir örneğini aşağıda sunuyorum. Eminim sizde okuyunca beğeneceksiniz.

Saygılarımla.

 

BENİ  BABAMIN  YANINA  GÖMÜN

 

Beni babamın yanına gömün,

öyle tören falan istemem,

tüccar zihniyetinde imam olmasın cenazemde,

kılsın namazımı emeğiyle geçinen,

birkaç dize okusun arkadaşlarım yeter,

kimse olmasın yüksek mevkiden.

 

Beni babamın yanına gömün,

gözlesin beni de ayak ucuna diktiğim çam,

betonu sevemedim oldum-olası,

her yanım yeşil, her yanım çimen,

adımı anmasa da olur gelip-geçen.

 

Beni babamın yanına gömün,

aynı ismi paylaşayım,

tertemiz, kirletilemeyen hem,

sıyrılmalıyım gördüklerimden,

ardımda kalsın yıkıntılarım,

va yaşadığım cehennem.

 

Beni babamın yanına gömün,

aynı toprağı soluyayım,

aynı göğe baksın gözüm,

bitsin sözüm,

gülsün yüzüm,

gülsün yüzüm…

 

03.02.14

 

GEÇİM AŞKTAN ÖNDEYKEN

 

Günlerden mart kaçkını, saat saate dargın,

Derdin tarifi yokken, çileler çilekeşti.

Günler geçmek bilmiyor, geceler yorgun-argın,

Bahara düştü kuzu, hepsi birden meleşti.

 

Uyuyup uyanınca, aradan kırk yıl geçmiş,

Baltayı çalmış inek, sessizce dağa kaçmış.

Bir de üstüne üstlük, kalan suları içmiş,

Gönül sevda yoksunu, henüz aşka muhtaçmış.

 

Karanlığı ümitle, aydınlatan insanlar,

Güneş eve dönerken, gün dönmüş kararmaya.

Üstüme yürümekte, kudurmuş tüm ormanlar,

Başımdaki saçlarım, yüz tutmuş ağarmaya.

 

Yalanları yalanla, süslüyordu bir deli,

Gökyüzü köpek gibi, bize doğru havlarken.

Yürek sesini dinler, evde kalan sevgili,

Her kurnaz bir enayi, kafesleyip, tavlarken

 

Ben kendimi kendimden, bile önde tutarken,

Çıkageldi ömrüme, beni tutsak eyledi.

Davul-zurna evlilik, nikah keramet derken,

Bir yerime yerleşti, ağır-aksak eyledi.

 

Geçimler gurbet vakti, kaygılar geçim derdi,

Selam-sabah mektupla, değmez eline elim.

Çok çabuk geçti zaman, bana üç evlat verdi,

Servetse bundan gayrı, ne isterim güzelim.

 

AŞIK EDEBİYATINDA

HECELİ ŞEKİLLERDEN

 

(MUHAMMES)

 

Vardım sevda kapısına derdime derman aradım,

Muhabbetin yapısına gönlümce ferman aradım,

Sevenleri kavuşturan bir mutlu devran aradım,

Ateşlerde dolanırken içimde umman aradım.

 

Yolcuya yolu belletip uygun bir zaman aradım,

Derdime derman olacak bir kutlu imkân aradım,

Köşe bucak geze-geze insanca insan aradım,

Gam yükümü taşıyacak çöllerde kervan aradım.

 

14.10.17

 

BİR GÜN

 

Bencil olup hep kendini yaşıyan,

Küllenen yarayı her gün kaşıyan,

Sırrı sırla bağdaştırıp taşıyan,

Haklıyı haksızı atacak bir gün.

Her aklına gelen yapılmamalı,

Bilinmeyen yola sapılmamalı,

İnsanlık öfkeye kapılmamalı,

Bu iştah insanı yutacak bir gün.

Gün gelir çıkarsın dönmez sefere,

Her zaman yanıldın bilmem kaç kere,

Uçuruma varıp göz gere göre,

Dostum dediklerin atacak bir gün.

Doymadan gidersen sevdiğin yâre,

Mekanım deme her gördüğün yere,

Umutlar olmuyor dertlere çare,

Çare beklentiye yatacak bir gün.

Haksız lokma yeme sakın kâr değil,

İhtirası yenmek öyle zor değil,

Her yüzüne gülen sana yar değil,

Değer verdiklerin satacak bir gün.

Sana iltifatı nimetten sanma,

Aşkına kul olup narına yanma,

Boşa anlatılan her söze kanma,

Seni sürüsüne katacak bir gün.

Dünya ilelebet senin değildir,

İnsanı yücelten hep tatlı dildir,

Topluma karışıp kendini bildir,

Öfke saltanatı batacak bir gün.

11.08.17

 

 

BENİM YİĞİT ANADOLU KADINIM

 

Üstüne tuz biber ekti acımın,

Ekmeğini kuru yavan yiyorlar.

Çocuğu et yiyemezken bacımın,

Size koyun keselim mi diyorlar.

 

Utandım bu kaderinden yurdumun,

Mazlumların kederinden yurdumun,

Kayıp kaçak hederinden yurdumun,

Ne yapalım küselim mi diyorlar.

 

Ülke bizim vatan oldu çağ bizim,

Keder üstü zulüm yüklü dağ bizim,

Hastalıkta ölen bizim sağ bizim,

Kalanlara sağ-salim mi diyorlar.

 

Falakayı getirerek gündeme,

Çocukları çevirerek serseme,

Eğitimi yama gibi sineme,

Bir yaftayla asalım mı diyorlar.

 

Tarihle kökünden bihaber nesil,

Bilime yabancı bir teber nesil,

Yobaz kafalarda muteber nesil,

Sessiz kalıp susalım mı diyorlar.

 

Yine geldi  bakın barış meleği,

Bölünmektir muhteremin dileği,

Ununu eleyip asıp eleği,

Umudu tandıra basalım mı diyorlar.

 

 

 

 

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X