Alnımıza Yazılan Yalnızlıklarımıza İnat Uzun Bir Maraton Koşudur Hayat

Bu yazımda sizlere bir film, ve benzer bir hayat anlatacağım. Son dönemde eğitimle ilgili bir çok film izleme şansım oldu. Özelikle Hindistan kökenli ünlü oyuncu ve yapımcı Aamir Khan’ın son filmi ‘’ DANGAL’’ buna güzel bir örnek … ( Yerdeki yıldızlar, Üç idiot önerilerim arasında) Filme bir çok açıdan bakmak mümkün, ama benim bakış açım ile film, farklılıkları zor kabul edilen bizimkine benzer doğu kültürü kalıpları içinde, toplumsal cinsiyetçi yaklaşım, bir baba, büyük bir çabayı anlatıyor… Kızlarını güreşçi yapma hikayesi ile başlayan bu serüven beni bir kitaba ve gerçek bir hayat hikayesine götürdü. Beni etkileyen iki tarafı var filmin. Birincisi baba ve kızların ilişkisi ve babalığa bakışa açımız, ikincisi ise Hindistan’ın küçük bir köyünden zor ve imkansızlıklar içinde başarıya giden azmin ve kararlılığın öyküsü. Birinci etkileyen tarafın aklıma getirdiği bir kitap sözü var. Hasan Ali Toptaş’ın ‘Kuşlar Yasına Gider’ kitabındaki cümlesi, ‘Babalarımız alınlarımıza yazılmış yalnızlıklarımızdır.’ Aslında yazar babasına duyduğu sevgiyi anlatıyor. Babalarımızın bize sunduğu hayatlara atıf mı yapıyor bu ayrı konu belki ama, alnımıza yazılan yalnızlıklar benim dikkatimi daha çok çekiyor.

Bazen alnımıza yalnızlıklar yazılı doğuyoruz. Zor coğrafyalarda zor koşullar ve bize sunulan hayatları yaşamaktan fazlasını istememiz gerektiği öğretiliyor. Özelikle kız çocuğu olarak bu zor coğrafyada doğmuş iseniz. İşte film bu noktada bir çoğunuz bilmediği gerçek bir hikayeye götürüyor beni. Hindistan’ın küçük köyünden uluslar arası kadın güreşçi çıkaran film, Havza’nın küçük bir köyünden Türkiye’nin ilk kadın uzun maraton koşucusu gerçek bir isime götürüyor beni Bakiye DURAN’a. Kim bu Bakiye DURAN tanıyanınız var mı?
Ben tanıyorum onu alnına yazılan yalnızlığa inat bir başarı hikayesi…

1959 yılında Samsun’un Havza İlçesi, Hilmiye Köyü’nde dünyaya geldi. Yokluklarla başladığı eğitim hayatını Marmara üniversitesi Eğitim Fakültesi Kimya Bölümü’nden mezun olarak sürdürdü. Şu anda Haliç Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu’nda Öğretim Üyesi olarak görev yapmakta. Bakiye Duran, köyündeki çalışma şartlarının da verdiği azim ve mücadele gücü sayesinde birçok yarış kazanarak dikkatleri üzerine çekti. 1989 yılında katıldığı Avrasya Maratonu’nda birinci olan ilk Türk kadın atlet unvanını kazandı. Daha sonra da Türkiye’nin ilk ultra maratoncusu (50 kilometre ve üstü koşular) olarak, 100 kilometrede Avrupa 3.lüğü, 24 saat koşu yarışında Dünya 3.’lüğü gibi dünyanın birçok kentinde yapılan yarışlarda ülkemizi başarıyla temsil edip, gurur kaynağı haline geldi.

O da yalnızlığını ve hayatını “Cesaret yalnızdır” adlı kitabında topladı. Hint filmine gerek yok mu acaba? Havzalı Bakiye Hoca’nın hayatı zaten film gibi, hem de bizim coğrafyadan hem de içimizden biri.. Okuyun bence yazdığı kitabı, zorlukları ve yalnızlıkları nasıl yenildiği öğrenilmeli.
Alnımıza yazılan yalnızlıklara inat, uzun bir maraton koşusu hayat… Ama sanırsam cesareti olup yalnız kalmayı göze alana, emek verip çabayla üretene verilen isim maraton koşucusu deniyor.
Haftaya Fötr Şapka’da görüşmek üzere. Sağlıcakla Kalın… Koşuya devam!

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X