“12 Eylül Nedir?” Deniyorsa, Deyivereyim

Kamu öncülüğünde planlı ekonomi ile kalkınmakta olan ve ortalama %5’lere varan, zaman zaman %7’leri aşan bir kalkınma hızı(şimdilerde büyüme deniyor.) başarılıyordu.

Sanayileşme temel hedefti.

Eğitim Köy Enstitüleri kapatılmış olsa da, laik ve bilimsellik içermekteydi.

Bu gelişme, Türkiye’nin yeniden düşürüldüğü yarısömürge ilişkilerini kırabilecek bir güç biriktirme anlamı taşıyordu.

Üstelik, bu kalkınma, 1950’den başlayarak plana ve karma ekonomiye düşmanca davranan siyasal iktidarlar(DP, AP ve MC…) yönetiminde gerçekleşmekteydi.

Durdurulmalıydı.

“Sosyal gelişme, ekonomik gelişmeyi aştı.” sözünü bir Genel Kurmay Başkanı ediyordu. Çünkü, işçi sınıfı ve gençlik,”Bu düzen değişmeli.” diyordu. Kimi siyasal partiler de bu çağrıya kulak vermeye başlamıştı.

Olmamalıydı…

Önce 12 Mart denendi.

Yetmedi. Sonra, “24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları” geldi. “Özelleştirme, devleti küçültme, serbest piyasaya geçiş, KİT’leri tasfiye, emek ücretlerini sınırlandırma/baskılama…” içerikliydi.

Bu kararlar demokratik ortamda uygulanamazdı. Hele bir de 1961 özgürlükçü Anayasası varken hiç olmazdı. Çünkü, sendikalar, memur dernekleri ve “Tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye!” isteyen gençlik varken hiç olmazdı.

İşte buna çözümün adıdır, sözde “sağ-sol çatışması, anarşi, terör…” ortamı üretilmesi.

Örgütsüz ve bilinçsiz halkı can derdine düşürmek. Sonra da sözde kurtarmak…

Sonrası biliniyor. Dökümü çokça yapıldı.

Bugün gelinen durum da 12 Eylül’ün en güncel ürünüdür.

Velhasıl 12 Eylül bu sürecin adıdır…

Cevap Yaz

Bir Yorum Yapın

X